KANSER TEDAVİSİ AĞIZ SAĞLIĞINI ETKİLİYOR

Çocukluk çağı kanserlerinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapinin ağız ve diş sağlığı üzerinde çeşitli etkiler oluşturabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, tedavi öncesinde enfeksiyon odaklarının belirlenmesi ve tedavi boyunca düzenli ağız bakımının sürdürülmesinin önemini vurguladı.

24 Eyl 2026 - 12:00 YAYINLANMA
KANSER TEDAVİSİ AĞIZ SAĞLIĞINI ETKİLİYOR

Kemoterapi ve radyoterapi ağız sağlığını etkileyebiliyor

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, Çocukluk Çağı Kanserleri Farkındalık Ayı kapsamında, kanser tedavilerinin çocukların ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kemoterapi ve özellikle baş-boyun bölgesine uygulanan radyoterapinin ağız ve diş sağlığını doğrudan etkileyebileceğini belirten Şen, tedavi sürecinde ağız mukozasında kızarıklık, hassasiyet ve yaraların görülebileceğini ifade etti. “Oral mukozit” olarak adlandırılan bu durumun ağrıya, yemek yemede ve bazı durumlarda konuşmada güçlüğe yol açabileceğini aktardı.

Ağız kuruluğu, tat değişiklikleri, diş hassasiyeti, çürüklerde artış, diş eti sorunları ile mantar ve viral enfeksiyonların da görülebileceğini belirten Şen, baş-boyun bölgesine radyoterapi uygulanan çocuklarda tükürük bezlerinin etkilenmesine bağlı kalıcı ağız kuruluğu gelişebileceğini söyledi.

Şen ayrıca, çene hareketlerini kısıtlayan trismusun ortaya çıkabileceğini ve özellikle tedavinin küçük yaşlarda uygulanması halinde dişlerin gelişiminin etkilenebileceğini belirtti. Dişlerde şekil ve boyut bozuklukları, mine gelişim problemleri, bazı dişlerin hiç gelişmemesi ve çene-yüz gelişiminde değişiklikler görülebileceğini kaydetti.

14 günden uzun süren ağız yaralarına dikkat

Ağız yaralarının başlangıçta kızarıklık, hassasiyet ve yanma şeklinde görülebileceğini belirten Şen, ilerleyen süreçte ağrılı ülserlere dönüşebileceğini ifade etti.

Özellikle küçük çocuklarda ağrının sözel olarak ifade edilemeyebileceğine dikkat çeken Şen, iştahsızlık, ağlayarak yemek yeme veya ağız bakımına direnç göstermenin önemli belirtiler olabileceğini söyledi.

Çocuğun sıvı veya besin alamaması, ağız yaralarının hızla artması, belirgin kanama görülmesi ya da enfeksiyon düşündüren değişikliklerin ortaya çıkması halinde gecikmeden hekimle iletişime geçilmesi gerektiğini belirten Şen, iyileşmeyen veya 14 günden uzun süren ağız lezyonlarının da mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Diş eti sorunları tek başına değerlendirilmiyor

Diş eti çekilmesinin kanser tedavisinin doğrudan ve tipik sonuçlarından biri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Şen, tedavi döneminde ağız sağlığının bozulması, ağız kuruluğu, beslenme değişiklikleri ve ağız bakımının aksamasının diş eti dokularını etkileyebileceğini söyledi.

Ağız içindeki ağrı ve mukozit nedeniyle çocuğun dişlerini yeterince fırçalayamayabileceğini aktaran Şen, bunun ağızda bakteri birikimini artırabileceğini ifade etti. Yanlış veya travmatik fırçalamanın da diş eti dokularına zarar verebileceğini belirten Şen, diş eti değişikliklerinin yalnızca kanser tedavisinin yan etkisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.

Tedavi öncesinde enfeksiyon odakları belirlenmeli

Kemoterapi öncesinde mevcut çürük, diş eti hastalıkları ve enfeksiyonların değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Şen, kemoterapi sırasında bağışıklık sisteminin baskılanması nedeniyle normal şartlarda kontrol altında bulunan diş enfeksiyonlarının daha ciddi hale gelebileceğini belirtti.

Tedavi başlamadan önce diş kaynaklı enfeksiyonlar, ileri diş çürükleri, ciddi periodontal problemler, prognozu kötü dişler ve ağız dokularını sürekli tahriş eden durumların mümkün olduğunca kontrol altına alınması gerektiğini ifade eden Şen, burada amacın kanser tedavisini geciktirmek değil, tedavi sürecinde oluşabilecek enfeksiyon risklerini önceden azaltmak olduğunu vurguladı.

Ağız bakımı travmadan uzak sürdürülmeli

Çocuk onkoloji hastalarında temel yaklaşımın ağız içini mümkün olduğunca temiz ve travmadan uzak tutmak olduğunu belirten Şen, genel durumun izin verdiği sürece yumuşak kıllı diş fırçasıyla günde 2-3 kez dişlerin ve dilin temizlenmesini önerdi.

Florürlü diş macunu kullanılmasını tavsiye eden Şen, çürük riski ve ağız kuruluğu bulunan çocuklarda ek florür uygulamalarının hekim tarafından planlanması gerektiğini söyledi. Şekerli ilaçlar ve yüksek karbonhidrat içeren takviyelerin çürük riskini artırabileceğini belirten Şen, ağrı veya mukozit dönemlerinde çok sıcak, baharatlı, sert, kıtır ve asidik gıdalardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Ağız kuruluğu gelişen çocuklarda yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Şen, uygun durumlarda şekersiz sakız veya tükürük destekleyici ürünlerin kullanılabileceğini, alkol içeren ağız bakım ürünlerinden kaçınılması gerektiğini belirtti.

Diş ipinin doğru ve travma oluşturmadan kullanılabildiği durumlarda günlük bakımın sürdürülebileceğini aktaran Şen, kanama veya ağrı oluşması halinde sorunlu bölgenin zorlanmaması gerektiğini söyledi.

Diş hekimi kontrolü tedavinin bir parçası

Ağız sağlığının kanser tedavisinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, ağızda gelişen enfeksiyon veya ciddi yaraların çocuğun beslenmesini, sıvı alımını ve genel durumunu etkileyebileceğini belirtti.

Diş hekimi kontrollerinin kanser tedavisinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini ifade eden Şen, kemoterapi veya radyoterapi başlamadan önce ağızda enfeksiyon oluşturabilecek sorunların belirlenmesi, tedavi sırasında ağız hijyeninin korunması ve ortaya çıkabilecek yan etkilerin erken yönetilmesinin çocuğun yaşam kalitesini ve tedavi sürecinin güvenliğini desteklediğini kaydetti.

Şen, sağlıklı bir ağzın yalnızca sağlıklı dişler anlamına gelmediğini, kanser tedavisi gören çocuklarda ağız sağlığının genel sağlığın da önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: